5237 sayılı TCK'ya göre, bir kimsenin, kendisi hakkında başlatılan bir ceza soruşturmasında, gerçeğe aykırı olarak suçu bir başkasının işlediğini söylemesi hangi suçu oluşturur? Bu eylemin 'iftira' (TCK m.267) suçundan farkı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #48737

Bu eylem, TCK m.270'de düzenlenen 'Suçu Üstlenme' suçunu değil, TCK m.268'de düzenlenen 'Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması' suretiyle işlenen bir 'iftira' suçunu değil, 'Suç Uydurma' (TCK m.271) suçunu değil, doğrudan 'İftira' (TCK m.267) suçunu da oluşturmaz. Bu durum TCK'da özel bir suç tipi olarak düzenlenmiştir: 'Suçluyu Kayırma' suçunun özel bir şekli olan 'Kendini Suçtan Kurtarmak Amacıyla Başkasına Suç Atma'. TCK m.283/2, 'Bu suçun, kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.' derken, 284. madde 'Kendi Kendini Suçtan Kurtarmak veya Başkasının Cezalandırılmasını Önlemek Amacıyla Yalan Tanıklık' başlığı altında düzenlenmiştir. Ancak bu da tam olarak durumu karşılamaz. Sanığın kendisini kurtarmak için başkasına suç atması, iftira suçunun özel bir görünüm şeklidir. TCK m.267'de düzenlenen iftira suçu, 'yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmektir.' Bir sanığın savunma dokunulmazlığı kapsamında, kendisini kurtarmak amacıyla suçu başkasının üzerine atması, doğrudan iftira suçunun manevi unsurunu (doğrudan kast) taşımayabilir. Yargıtay, bu durumu genellikle 'savunma hakkının kötüye kullanılması' olarak değerlendirmekte ve eğer başkasına suç atma eylemi, somut delillerle desteklenen, ciddi ve ısrarlı bir isnat halini alırsa iftira suçunun oluşabileceğini kabul etmektedir. Yani, basit bir 'o yaptı' beyanı genellikle cezalandırılmazken, bu iddiayı desteklemek için sahte deliller sunmak gibi eylemler iftirayı oluşturur.