Bir kimsenin, kendisini dolandıran ve parasıyla kaçan kişiyi yakalamak amacıyla aracını takip etmesi, bu sırada aracın lastiklerine ateş etmesi ve arkadan çarparak aracın takla atıp içindekilerin ölümüne neden olması eylemi, YCGK'nın 01.04.2014 tarihli kararına göre hangi kusurluluk şekli (doğrudan kast, olası kast, bilinçli taksir) kapsamında değerlendirilmiştir? Gerekçesini açıklayınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 01.04.2014 tarihli ve 2013/1-484 E., 2014/162 K. sayılı bu önemli kararında, sanığın eylemini 'olası kastla öldürme' (TCK m.21/2) olarak değerlendirmiştir. YCGK'nın bu sonuca varmasındaki temel gerekçeler şunlardır: Sanığın temel amacı, kendisini dolandıran kişileri öldürmek değil, onları durdurup parasını almaktır. Bu nedenle 'doğrudan kast' yoktur. Ancak sanık, uzman çavuş olması nedeniyle silah kullanma tecrübesine sahip olmasına ve hareket halindeki bir aracın lastiklerine ateş etmenin veya yüksek hızda arkadan çarpmanın, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesine ve ölümcül bir kazaya yol açabileceğini öngörebilecek durumdadır. Sanığın, bu son derece tehlikeli eylemleri (ateş etme, çarpma) ısrarla gerçekleştirmesi, öngördüğü bu ölümcül neticeyi 'göze aldığını', 'kabullendiğini' ve sonucuna 'kayıtsız kaldığını' göstermektedir. Bu durum, 'olmayacağına güvenme' halini içeren bilinçli taksirden ayrılır ve 'olursa olsun' düşüncesini yansıtan olası kastın varlığına işaret eder. Bu nedenle eylem, olası kastla öldürme olarak nitelendirilmiştir.