5237 sayılı TCK'ya göre, bir eylemin 'olası kastla' işlendiğinin kabulü için aranan 'kabullenme' veya 'göze alma' unsuru, Yargıtay tarafından nasıl somutlaştırılmaktadır? Sanığın, 'olursa olsun' düşüncesiyle hareket ettiğini gösteren objektif kriterler neler olabilir?
Yargıtay, failin iç dünyasındaki 'kabullenme' veya 'göze alma'yı, dış dünyaya yansıyan objektif davranışlarından ve olayın özelliklerinden yola çıkarak tespit etmektedir. Failin soyut beyanından çok, eylemin kendisi ve koşulları belirleyicidir. Yargıtay'ın aradığı objektif kriterlerden bazıları şunlardır: 1) Tehlikenin Yüksekliği: Failin yarattığı tehlikenin, neticeyi (yaralama/ölüm) meydana getirme ihtimalinin çok yüksek olması. Örneğin, kalabalık bir caddede alkollü ve aşırı süratli araç kullanmak. 2) Failin Bilgi ve Tecrübesi: Failin, mesleği veya tecrübesi gereği, yaptığı hareketin tehlikelerini ve muhtemel sonuçlarını ortalama bir kişiden daha iyi bilecek durumda olması. YCGK'nın 01.04.2014 tarihli kararındaki sanığın 'uzman çavuş' olması ve silah kullanma tecrübesi bu kapsamda değerlendirilmiştir. 3) Eylemdeki Israr: Failin, tehlikeli davranışını uyarıya veya bariz riske rağmen sürdürmesi. Örneğin, takip ettiği araca defalarca çarpması. 4) Kullanılan Aracın Niteliği: Ölümcül bir aracın (silah, otomobil vb.) tehlikeli bir şekilde kullanılması. Bu kriterler bir arada değerlendirildiğinde, failin neticeyi sadece öngörmekle kalmayıp, gerçekleşmesini de umursamadığı ve 'olursa olsun' dediği sonucuna varılıyorsa olası kast kabul edilir.