Bir kamu görevlisinin eylemi sonucunda ortaya çıkan zararın tazmini için açılan dava, 'hizmet kusuru'na mı yoksa 'kişisel kusur'a mı dayandığına göre hangi yargı kolunda (adli/idari) görülür? Bu ayrımın temel kriteri nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #48692

Bu ayrımın temel kriteri, zarara yol açan eylemin, kamu görevinin yürütülmesiyle ilgili olup olmadığıdır. 1) Hizmet Kusuru (İdari Yargı): Eğer zarara yol açan eylem, kamu hizmetinin bizzat kendisinin veya örgütlenmesinin kötü, geç veya hiç işlememesi gibi hizmete ilişkin bir kusurdan kaynaklanıyorsa, bu bir 'hizmet kusuru'dur. Örneğin, belediyenin bakımını yapmadığı bir yoldaki çukur nedeniyle aracın zarar görmesi, hastanenin enfeksiyonu önleyememesi gibi. Hizmet kusuruna dayalı tam yargı davaları, İYUK m.2 uyarınca İdare Mahkemesi'nde görülür ve husumet idareye (tüzel kişiliğe) yöneltilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2017/458 sayılı kararı da bu yöndedir. 2) Kişisel Kusur (Adli Yargı): Eğer zarara yol açan eylem, kamu görevlisinin göreviyle hiçbir ilgisi olmayan, tamamen kişisel kin, garez gibi nedenlerle veya görevin sınırlarını açıkça aşarak işlediği bir fiil ise, bu 'kişisel kusur'dur. Örneğin, bir memurun mesai saatleri dışında birine hakaret etmesi. Kişisel kusura dayalı tazminat davaları, Borçlar Kanunu hükümlerine göre Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ve doğrudan kamu görevlisine karşı açılır.