6112 sayılı Kanun'un 6. maddesinin gerekçesinde, 'Medyanın sahip olduğu haklar aynı zamanda belirli sorumlulukları da beraberinde getirmektedir. Bu sorumluluklar gereği, medya hizmet sağlayıcı, sahip olduğu imkanları kendi amaç ve çıkarları için kullanmamalıdır' denilmektedir. Bu 'sosyal sorumluluk' anlayışı, bir medya kuruluşunun canlı yayında bir konuğun sarf ettiği hakaretamiz sözlerden dolayı objektif olarak sorumlu tutulmasını haklı kılar mı?
Hayır, haklı kılmaz. Medyanın sosyal sorumluluğu, genel olarak yayıncılık faaliyetinin kamu yararı gözetilerek, dürüstlük ve tarafsızlık ilkelerine uygun bir şekilde yürütülmesini ifade eder. Bu, yayıncının kendi yayın politikasını oluştururken, programları hazırlarken ve sunarken uyması gereken bir özen borcudur. Ancak bu sosyal sorumluluk, ceza ve idari ceza hukukunun temelini oluşturan 'kusur sorumluluğu' ve 'şahsî sorumluluk' ilkelerini ortadan kaldıran bir 'objektif sorumluluk' kaynağı olarak yorumlanamaz. Makalede de savunulduğu gibi, bir konuğun, yayıncının kontrolü dışında, aniden ve öngörülemez bir şekilde sarf ettiği hakaretamiz sözler, konuğun şahsi fiilidir. Yayıncıyı, sırf yayın platformunu sağladığı için bu fiilden sorumlu tutmak, sosyal sorumluluk kavramını aşarak, hukukun temel ilkelerine aykırı bir 'kusursuz sorumluluk' hali yaratır. Bu durum, sosyal sorumlulukla değil, ancak sansür ve orantısız bir yaptırım riskiyle sonuçlanır.