5237 sayılı TCK'da haksız tahrik için 'ağır tahrik - hafif tahrik' ayrımının kaldırılmış olması, cezanın bireyselleştirilmesi açısından ne anlama gelmektedir? Mahkeme, indirim oranını belirlerken hangi kriterleri dikkate alır?
765 sayılı eski TCK'da yer alan 'ağır tahrik - hafif tahrik' ayrımı, 5237 sayılı TCK'da kaldırılmıştır. Bunun yerine TCK m.29, hakime 'dörtte birinden dörtte üçüne kadar' geniş bir indirim aralığı tanımıştır. Bu değişiklik, cezanın bireyselleştirilmesi ilkesine daha uygun bir düzenleme olarak kabul edilir. Artık hakim, tahrikin ağırlığını kategorik olarak 'ağır' veya 'hafif' şeklinde nitelemek yerine, somut olayın özelliklerine göre bu geniş yelpaze içinde daha esnek ve hakkaniyete uygun bir indirim oranı belirleyebilmektedir. Mahkeme, bu oranı belirlerken; haksız tahriki oluşturan fiilin niteliği ve ağırlığı (örneğin, basit bir hakaret mi, yoksa ağır bir saldırı mı olduğu), fail üzerinde yarattığı hiddet ve elemin yoğunluğu, tarafların olay öncesi ve sırasındaki davranışları, olayın meydana geldiği ortam ve koşullar gibi unsurları dikkate alır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun da belirttiği gibi, en hafif tahrikte alt sınıra (1/4), en ağır tahrikte ise üst sınıra (3/4) yakın bir indirim yapılması hakkaniyete uygun olacaktır.