Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2021/523 K. sayılı kararında, 15 Temmuz darbe girişimine katılan bazı sanıkların eylemleri neden TCK m.309 (Anayasayı İhlal) kapsamında 'doğrudan faillik' değil de, TCK m.39 (Yardım Etme) kapsamında değerlendirilmiştir? Bu ayrımda hangi kriterler kullanılmıştır?
Yargıtay bu kararında, sanıkların eylemlerinin darbe girişimine yaptıkları katkının niteliğini ve vahametini esas alarak bir ayrım yapmıştır. Karara göre; doğrudan fail (müşterek fail) sayılabilmek için, sanığın eyleminin, darbe fiili üzerinde 'müşterek hakimiyet' kuracak nitelikte olması ve amaca yönelik 'elverişli icra hareketleri' içermesi gerekir. Kararda 'yardım eden' olarak nitelendirilen sanıkların eylemleri ise, bu nitelikte görülmemiştir. Bu sanıkların (örneğin silahlanıp emir bekleyenler) eylemlerinin, darbe girişimine 'katkı sunmakla birlikte tek başına vahamet arz etmediği', fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmadığı, ancak suçun icrasına başlandıktan sonra katılma iradesiyle, darbenin icrasını 'kolaylaştırmaya' yönelik olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle, eylemleri TCK m.39/2-c (suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak) kapsamında değerlendirilmiş ve doğrudan faillik için öngörülen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, yardım etme hükümleri uyarınca indirimli ceza tayin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu ayrım, sanığın eyleminin suçun icrasındaki fonksiyonel önemine ve etkisine dayanmaktadır.