Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi (TCK m.83) suçu ile taksirle öldürme (TCK m.85) suçu arasındaki ayrımı, özellikle garantör konumundaki bir failin manevi unsuru (kast/taksir) açısından nasıl yapılır?
Ayrım, garantör konumundaki (neticeyi önleme yükümlülüğü olan) failin, yükümlülüğünü ihlal ederken ölüm neticesine karşı olan zihinsel tutumunda yatmaktadır. Her iki durumda da failin objektif olarak bir önleme yükümlülüğünü ihlal etmesi söz konusudur. Fark manevi unsurda ortaya çıkar: 1) Kasten Öldürmenin İhmali Davranışla İşlenmesi (TCK m.83): Fail, belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi halinde birinin ölebileceğini öngörür ve bu neticeyi kabullenir ('olursa olsun' der). Burada 'olası kast' söz konusudur. Örneğin, bebeğini beslemeyen anne, bebeğin ölebileceğini öngörüp bu sonucu umursamazsa ihmali davranışla kasten öldürme suçu oluşur. 2) Taksirle Öldürme (TCK m.85): Fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, önleme yükümlülüğünü ihlal eder ancak ölüm neticesini ya öngörmez (basit taksir) ya da öngörmesine rağmen istemez ve gerçekleşmeyeceğine güvenir (bilinçli taksir). Örneğin, hastanın durumunun ciddiyetini fark etmeyen ve bu nedenle gerekli müdahaleyi yapmayan hemşirenin durumu taksirle öldürme olarak değerlendirilir. Madde gerekçesi de bu ayrıma işaret etmektedir.