Canlı yayına katılan bir konuğun, moderatörün herhangi bir teşviki veya yönlendirmesi olmaksızın, kendi inisiyatifiyle 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesindeki yayın ilkelerinden birini (örneğin, 'toplumu kin ve düşmanlığa tahrik etme') ihlal eden ifadeler kullanması halinde, medya hizmet sağlayıcının sorumluluğu 'kurtuluş beyyinesi' çerçevesinde nasıl değerlendirilmelidir?
Makalede savunulan görüşe göre, medya hizmet sağlayıcının sorumluluğu değerlendirilirken 'kurtuluş beyyinesi' (culpa in eligendo ve in custodiendo) veya 'nedensellik bağının kesilmesi' gibi hukuki prensiplerin dikkate alınması gerekir. Eğer medya hizmet sağlayıcı (televizyon kanalı), üzerine düşen makul özeni göstermişse; yani konuk seçiminde bariz bir risk öngörmemişse, yayın öncesi genel yayın ilkeleri hakkında bir uyarı yapmışsa (bu bir zorunluluk olmasa da özen borcunun bir parçası sayılabilir) ve en önemlisi, program sunucusu veya moderatör, konuğu bu tür ifadeler kullanması için tahrik etmemiş, ona zemin hazırlamamış veya bir mizansen kurmamışsa, konuğun ani ve öngörülemez fiili ile yayıncının sorumluluğu arasındaki nedensellik bağı kesilmiş sayılmalıdır. Bu durumda konuğun kendi fiilinden doğan hukuki ve cezai sorumluluk şahsidir ve bu sorumluluğun, gerekli özeni göstermiş olan yayıncıya yüklenmesi, hem 'sübjektif/kusur sorumluluğu' ilkesine hem de hakkaniyete aykırı olur. Makale, m.6/4'ün bu şekilde, bir kurtuluş beyyinesi imkanı tanıyarak yorumlanması gerektiğini savunmaktadır.