Taksirle ölüme neden olma suçlarında (TCK m.85), bilirkişi raporları arasında sanığın kusur oranına (asli/tali) ilişkin bir çelişki bulunması, her durumda yeni bir rapor alınmasını gerektirir mi? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.04.2016 tarihli kararı bu konuya nasıl bir yaklaşım getirmiştir?
Hayır, her durumda yeni bir rapor alınmasını gerektirmez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.04.2016 tarihli, 2015/12-1149 E. sayılı kararında bu konu açıklığa kavuşturulmuştur. Karara göre, bilirkişi raporları arasında 'olayın gerçekleşme şekli' ve 'tarafların taksirli davranışlarının neler olduğu' gibi maddi olgulara ilişkin bir çelişki yoksa, sadece bu olgulardan yola çıkılarak varılan 'kusur oranı' (asli/tali gibi) sonucuna ilişkin farklılıklar, yeni bir rapor alınmasını zorunlu kılmaz. Çünkü kusurun takdiri ve derecelendirilmesi nihayetinde hakime ait bir yetkidir. Hakim, dosyadaki delillerle ve maddi olgularla uyumlu bulduğu raporlardan birini veya birkaçını gerekçesini açıklayarak hükmüne esas alabilir. Eğer maddi olguların tespitinde (örneğin, fren izi mesafesi, sinyal verilip verilmediği gibi) raporlar arasında çelişki varsa, o zaman bu çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Ancak nihai hukuki niteleme ve kusur tespiti hakime aittir.