Mağdurun dini inançlarını istismar ederek evine giren failin, mağduru 'muskayı bozma, dua okuma' gibi hilelerle oyalayıp altınlarını veya paralarını ele geçirmesi eylemi hırsızlık mıdır, yoksa dolandırıcılık mıdır? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 16.03.2021 tarihli kararı bu ayrımı nasıl yapmaktadır?
Bu eylem, TCK m.158/1-a uyarınca dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.03.2021 tarihli, 2018/506 E. sayılı kararında bu konu netleştirilmiştir. Karara göre, sanıkların 'muskayı bozma', 'dua okuma' gibi hileli davranışlarla mağdurun iradesini fesada uğratarak, mağdurun kendi rızasıyla altın ve parayı faillere teslim etmesini veya onların tasarruf alanına sokmasını sağlamaları durumunda, eylem hırsızlık değil dolandırıcılıktır. Hırsızlık suçunda mal, zilyedinin rızası olmaksızın alınırken; dolandırıcılık suçunda hileli davranışlarla aldatılan mağdurun sakatlanan iradesiyle yaptığı bir teslim söz konusudur. Kararda, kullanılan hileli davranışların dini inançları istismar etmesi nedeniyle eylemin TCK m.158/1-a kapsamına girdiği kabul edilmiştir.