TCK m. 158/1-a'da düzenlenen dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için dinin nasıl bir rol oynaması gerekmektedir? Madde gerekçesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.09.2015 tarihli kararı bu konuda ne belirtmektedir?
TCK m. 158/1-a'da düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşması için, dinin bir 'aldatma aracı' olarak kullanılması gerekmektedir. Madde gerekçesinde, 'dini inanç ve duyguların, aldatma aracı olarak kötüye kullanılması' ve bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar sağlanması gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.09.2015 tarihli, 2014/15-399 E. sayılı kararında da bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi için, dini kurallara bağlı olanların önem verdiği değerlerin, dini inanç ve duyguların aldatma aracı olarak kötüye kullanılması ve bu hileyle haksız yarar sağlanması gerektiği belirtilmiştir. Yani fail, mağdurun dini hassasiyetlerini, korkularını veya beklentilerini kullanarak onu kandırmalı ve malvarlığında bir zarara yol açmalıdır. Aldatma aracı olarak kullanılan din veya mezhebin hangisi olduğunun bir önemi yoktur.