5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m.21/2'de tanımlanan 'olası kast' ile 'bilinçli taksir' arasındaki temel fark, kanun gerekçesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 01.04.2014 tarihli kararı ışığında nedir? Yazarın 'olası kast' müessesesinin kaldırılması gerektiği yönündeki görüşünü hukuki olarak temellendiriniz.
Olası kast ile bilinçli taksir arasındaki temel fark, failin öngördüğü neticeye karşı takındığı tavırdır. Her ikisinde de fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörmektedir. Ancak, TCK m.21/2'de düzenlenen olası kastta fail, neticenin gerçekleşmesini 'kabullenmekte', 'göze almakta' ve 'olursa olsun' demektedir. TCK m.22/3'te düzenlenen bilinçli taksirde ise fail, öngördüğü neticenin gerçekleşmesini istememekte, olmayacağına güvenmekte veya kendi becerisine güvenerek engelleyebileceğini düşünmektedir. YCGK'nın 01.04.2014 tarihli, 2013/1-484 E., 2014/162 K. sayılı kararında bu ayrım, 'öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması' (olası kast) ile 'meydana gelmesinin istenmemesine rağmen objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmek suretiyle neticenin meydana gelmesinin engellenememesi' (bilinçli taksir) şeklinde formüle edilmiştir. Yazar, bu ayrımın pratikte somut ölçütlere dayalı olarak yapılamayacağını, 'kast' müessesesinin özünü zedelediğini ve aslında 'yoğunlaşmış taksir' niteliğinde olduğunu savunarak, bu kurumun kaldırılıp 'taksir' kapsamında incelenmesi gerektiğini ileri sürmektedir.