Anayasa Mahkemesi'nin 'otoprodüktör' (kendi enerjisini üreten ve tüketen) firmalardan alınan elektrik tüketim vergisini iptal etme kararının temelinde yatan 'takdir marjı doktrini' ve 'kamu yararı' kavramlarını nasıl ilişkilendirebiliriz?
Devletin vergi koyma yetkisi, mülkiyet hakkına bir müdahaledir ve 'kamu yararı' amacıyla yapılır. Bu konuda devletlerin geniş bir 'takdir marjı' vardır. Ancak bu takdir marjı sınırsız değildir ve 'kanunilik' ilkesiyle çevrelenmiştir. AYM kararında, kendi enerjisini üreten firmalardan vergi alınmasının kanuni dayanağının (matrah, tahsil usulü vb.) belirsiz olduğunu tespit etmiştir. Bu durum, devletin takdir marjını kanunilik ilkesini ihlal edecek şekilde kullandığı anlamına gelir. Ayrıca, öz-üretimin teşvik edilmesi, enerji verimliliği ve arz güvenliği gibi konularda bir 'kamusal fayda' da bulunmaktadır. Kanuni dayanağı olmayan bir vergiyle bu faydanın caydırılması, müdahaleyi kamu yararı açısından da sorunlu hale getirebilir. Dolayısıyla, devletin takdir marjı, hem kanunilik ilkesine hem de müdahalenin kamu yararı ile orantılı olması gerekliliğine tabidir. (Ref: sen.av.tr/tr/makale/elektrik-ve-havagazi-enerjisinde-oz-uretimin-tuketilmesi-vergi-mukellefiyetinin-mulkiyet-hakkina-tesiri-makale-6385/)