Gizli tanığın duruşmada dinlenilmemesi, tek başına savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelir mi? Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/3341 sayılı kararında bu konuda hangi dengeleyici mekanizmaların varlığına işaret edilmiştir?
Hayır, tek başına ihlal anlamına gelmez. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, gizli tanığın duruşmada dinlenmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal etmemesi için bazı dengeleyici mekanizmaların sağlanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunlar: 1) Tanığın kimliğinin gizlenmesi ve hazır bulunanlar olmadan dinlenmesi için mahkemenin yeterli ve ikna edici bir gerekçe sunması. 2) Sanık ve müdafiine, gizli tanığa sormak istedikleri soruları mahkeme aracılığıyla sorma imkanının tanınması. 3) Gizli tanık beyanlarının duruşmada okunarak sanık ve müdafiinin bu beyanlara karşı diyeceklerinin sorulması. 4) En önemlisi, mahkumiyet hükmünün 'tek başına veya belirleyici ölçüde' gizli tanık beyanına dayandırılmaması, yani bu beyanın başka delillerle desteklenmesi. Bu şartlar sağlandığında, gizli tanığın duruşmada dinlenmemesi hukuka aykırı görülmemiştir. (Ref: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-125-icerigi-devlet-sirri-niteligindeki-belgelerin-mahkemece-incelenmesi.html)