Mülga 765 sayılı TCK'nın 463. maddesi, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2019/1750 sayılı kararındaki olaya nasıl bir çözüm getirmekteydi? Bu çözümün günümüz ceza hukuku ilkeleri (ceza sorumluluğunun şahsiliği, şüpheden sanık yararlanır) açısından eleştirisini yapınız.
Mülga TCK m. 463, iki veya daha çok kişinin katıldığı bir fiilde failin kim olduğu belli olmazsa, her birine indirimli ceza verilmesini öngörüyordu. Bu madde, karardaki olaya uygulansaydı, ölüm neticesine hangi grubun sebep olduğu tespit edilemese de çatışmaya katılan tüm sanıklar indirimli bir ceza ile cezalandırılacaktı. Bu çözüm, günümüz ceza hukuku ilkeleri açısından iki temel noktada eleştirilir: 1) 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesini ihlal eder, çünkü şüphe sanıkların aleyhine yorumlanarak mahkumiyetlerine yol açar. 2) 'Ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesine aykırıdır, zira failin kim olduğu belli olmadığından, bazı sanıklar işlemedikleri bir fiilin neticesinden sorumlu tutulmuş olur. Bu, bir nevi objektif sorumluluk (versari in re illicita) anlayışını yansıtır. (Ref: sen.av.tr/tr/makale/olasi-kast/)