AİHM Yasak Kararı'nda Mahkeme, başvuranın mahkum edildiği TCK 314/2 hükmünün Sözleşme'nin 7. maddesi açısından 'erişilebilir' ve 'öngörülebilir' olup olmadığını nasıl değerlendirmiştir?
AİHM Yasak Kararı'nda (paragraf 151, 161, 180), Mahkeme, TCK 314/2 hükmünün 1 Haziran 2005'te, yani başvurana isnat edilen fiillerden önce yürürlüğe girdiğini ve bu hükmün Yargıtay içtihadıyla birlikte Sözleşme'nin 7. maddesindeki kanunilik ilkesine uygun olarak Türk hukukunda düzenlendiğini ve tanımlandığını belirtmiştir. Mahkeme, ulusal mahkemelerin TCK 314/2'yi yorumlama biçiminin geniş olmadığını, suçun özüyle tutarlı ve makul ölçüde öngörülebilir bir sonuca yol açtığını değerlendirmiştir. Sonuç olarak, suçun işlendiği sırada ilgili ulusal hukuka göre bir dayanağı olduğuna ve öngörülebilirlik şartını karşıladığına inanmıştır. Açıklama: Bir kanunun 'erişilebilir' olması, bireylerin ilgili kanun metnine ulaşabilmesi; 'öngörülebilir' olması ise kanunun lafzından ve yargısal yorumlarından, belirli bir eylemin ne gibi sonuçlar doğuracağının makul ölçüde anlaşılabilmesi anlamına gelir.