AIHM Yasak/Türkiye kararında AİHM, Türk hukuk sisteminde terör örgütü üyeliği suçuna ilişkin mevzuatın ve Yargıtay içtihatlarının Sözleşme'nin 7. maddesi anlamında 'yasal' ve 'öngörülebilir' olduğu sonucuna varmıştır. Bu sonuç neye dayandırılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #47184

AİHM, Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinin 2. fıkrasının (silahlı örgüte üyelik suçunu düzenleyen) ve Terörle Mücadele Kanunu'nun ilgili hükümlerinin 2005'ten önce yürürlüğe girdiğini ve suçun iç hukukta açıkça tanımlandığını kaydetmiştir. Mahkeme, bu hükümlerin Yargıtay'ın zengin içtihadıyla (örgütle organik bağ, süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk, hiyerarşiye bağlılık, doğrudan kast gibi unsurları açıklayan) tamamlandığını belirtmiştir. Bu içtihatların şüpheli noktaları açıklığa kavuşturduğu ve değişen koşullara uyum sağladığı kabul edilmiştir. AİHM, bu hükümlerin lafzını ve ulusal mahkemeler tarafından yapılan yorumu göz önünde bulundurarak, söz konusu suçun Sözleşme'nin 7. maddesinde yer alan yasallık ilkesine uygun olarak Türk hukukunda düzenlendiği ve tanımlandığı sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, mevzuatın ve içtihadın suçun özüyle tutarlı ve makul ölçüde öngörülebilir olduğu değerlendirilmiştir (§§ 151-152, 157-161, 180).