AİHM'in Yasak/Türkiye kararında, başvuranın F. Gülen hareketi'nin 'terörist' niteliğinden habersiz olduğu ve bu nedenle kast unsurunun oluşmadığı iddialarına AİHM tarafından nasıl cevap verilmiştir?
AİHM, başvuranın F. Gülen hareketi'nin 'terörist' niteliğinden habersiz olduğu iddiasına karşılık, ulusal mahkemelerin başvuranın örgütün gizli yapısı içerisinde bir yönetici olarak gizli faaliyetlerini sürdürdüğünü gösteren çok sayıda aleyhte delile atıfta bulunarak suçun kast unsurunu ortaya koyduğunu belirtmiştir. Mahkeme, başvuranın yüksek konumu ve yürüttüğü sürekli, çeşitli, yoğun gizli faaliyetler göz önüne alındığında, örgütün amaç ve yöntemlerinin varlığından haberdar olduğunun kabul edildiğini vurgulamıştır. TCK'nın 30. maddesindeki hata hükmünün, ancak kişinin örgütteki konumu ve atfedilen eylemlerin niteliği gibi unsurlar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu davada hatanın kastın varlığına engel olacak düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır. AİHM, bu değerlendirmenin ceza hükmünün geniş değil, öngörülebilir bir yorum ve uygulamasını teşkil ettiğini belirtmiştir (§§ 171, 175-177).