Yasak/Türkiye kararında AİHM, başvuranın mahkûmiyetinde aranan 'manevi unsur'un (mens rea) nasıl tespit edildiğini değerlendirmiştir? TCK 30. maddeye atıfla yapılan 'hata' savunması bu bağlamda nasıl ele alınmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #47162

AİHM, TCK 314/2'de öngörülen suçun doğrudan kastla işlenebileceğini ve Yargıtay'ın tüm üyelerin suçluluğun tespiti için gerekli bilgi ve doğrudan kasta sahip olmadıklarını kabul ettiğini belirtmiştir. Ancak ulusal mahkemelerin, başvuranın örgütün gizli yapısı içerisinde bir yönetici olarak gizli faaliyetlerini sürdürdüğünü gösteren çok sayıda aleyhte delile dayanarak suçun kast unsurunu ortaya koyduğunu gözlemlemiştir. Başvuranın örgüt içindeki üst düzey konumu ve yürüttüğü sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyetler, onun örgütün amaç ve yöntemlerinin varlığından haberdar olduğu varsayımını desteklemiştir. TCK'nın 30. maddesindeki 'hata' savunması ise, kişinin örgütteki konumu ve atfedilen eylemlerin niteliği gibi unsurlar dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Ancak mevcut davada, ulusal mahkemeler, başvuranın örgütün hiyerarşisine dahil olduğunu, örgütün nihai amaçlarına ulaşmayı hedefleyen faaliyetler yürüttüğünü ve belirli bir pozisyonda bulunduğunu tespit ettiğinden, hatanın kastın varlığına engel olacak düzeyde olmadığı sonucuna varmışlardır (§§ 169-178).