Yasak/Türkiye kararında AİHM'in Sözleşme'nin 7. maddesi bağlamında 'öngörülebilirlik' kavramını nasıl yorumladığı ve başvuranın eylemlerinin FETÖ/PDY'nin 'terör örgütü' niteliği açısından neden öngörülebilir bulunduğu açıklayınız.
AİHM, 7. madde bağlamında öngörülebilirliğin mutlak kesinlik anlamına gelmediğini, ancak ilgili kişinin belirli bir eylemin doğurabileceği sonuçları makul bir dereceye kadar değerlendirmek için açık tavsiyelere başvurabilmesini gerektirdiğini belirtir. Yasak/Türkiye davasında, AİHM, başvuranın eylemlerinin (2011-2014 arası gizli yapılanmada üst düzey faaliyetler, üye toplama, öğrencileri yönlendirme, kamu kurumlarına sızma) gerçekleştirildiği tarihte FETÖ/PDY'nin terör örgütü niteliğinin öngörülebilir olduğunu kabul etmiştir. Zira, Yargıtayın 2008 yılındaki beraat kararının 2000 yılı öncesi eylemlerle sınırlı olduğu ve 2013 sonrası '17-25 Aralık soruşturmaları' ve 'MİT tırları soruşturmaları' gibi olaylar ile Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla örgütün yasa dışı faaliyetlerinin kamuoyunca bilinir hale geldiği vurgulanmıştır. Başvuranın örgüt içindeki statüsü, eğitim düzeyi ve eylemlerinin niteliği göz önüne alındığında, örgütün amaç ve yöntemlerinin yasa dışı olduğunu öngörebileceği sonucuna varılmıştır (§§ 136-139, 171).