HMK m. 114/1-ğ 'Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi' bir dava şartıdır. HMK Madde 114 gerekçesinde, bu dava şartının 1086 sayılı HUMK'un 187. maddesindeki 'ilk itiraz' düzenlemesinden farkı nedir ve bu değişikliğin amacı ne olmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #47117

HMK Madde 114 gerekçesinde, maddenin birinci fıkrasının (ğ) bendinde düzenlenen 'Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi' dava şartının, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 187. maddesinin (1) numaralı bendinde yer alan ve Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan Türk vatandaşlarının Türkiye’de dava açması hâlinde bu hususun (teminat eksikliğinin) bir 'ilk itiraz' olarak ileri sürülmesini öngören düzenlemeye son verdiği belirtilmiştir. İki düzenleme arasındaki temel farklar şunlardır: 1. **İleri Sürülme Zamanı ve Şekli:** * **İlk İtiraz (HUMK m. 187):** İlk itirazlar, davanın esasına girilmeden önce, genellikle cevap dilekçesiyle birlikte ve davanın en başında ileri sürülmesi gereken savunma vasıtalarıydı. Süresinde ileri sürülmezse, bu hak kaybedilirdi. * **Dava Şartı (HMK m. 114/1-ğ):** Dava şartları ise, davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebilir ve daha önemlisi, mahkeme tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınır. Süreye tabi bir itiraz olmaktan çıkmıştır. 2. **Mahkemenin Rolü:** * **İlk İtiraz:** Mahkeme, ilk itirazları kural olarak ancak davalı tarafça ileri sürülürse incelerdi. * **Dava Şartı:** Mahkeme, teminatla ilgili dava şartının varlığını veya yokluğunu kendiliğinden araştırmak ve gözetmekle yükümlüdür. 3. **Sonuçları:** * **İlk İtiraz:** Süresinde ileri sürülüp kabul edilirse, davanın usulden reddi gibi sonuçlar doğurabilirdi. * **Dava Şartı:** Eksikliği halinde (ve giderilmesi mümkün değilse veya süresinde giderilmezse) mahkeme, HMK m. 115/2 uyarınca davayı usulden reddeder. Bu değişikliğin amacı, teminat konusunu daha etkin bir şekilde denetim altına almak ve davalının haklarını (özellikle yargılama giderleri ve olası tazminat alacakları açısından) daha güçlü bir şekilde korumaktır. Teminatın bir dava şartı haline getirilmesi, bu konunun yargılamanın başında gözden kaçırılması veya davalı tarafından süresinde ileri sürülmemesi nedeniyle etkisiz kalmasını önlemiş, mahkemenin her aşamada bu hususu dikkate almasını zorunlu kılmıştır. Bu, özellikle yurt dışında yaşayan ve Türkiye'de malvarlığı bulunmayan davacıların açtığı davalarda, davalının haklarının güvence altına alınması açısından önemli bir değişikliktir.