Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2017/14927 E. sayılı kararında, şüphelilerin ifadeleri alınmadan düzenlenen iddianamenin iadesi talebi nasıl değerlendirilmiştir? Şüphelilerin bulunamaması ve haklarında yakalama emri çıkarılması bu değerlendirmeyi etkilemiş midir? Bu durum, CMK m. 174/1-b (suçun sübutuna etki edecek mutlak delil) ile nasıl ilişkilidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #47116

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2017/14927 E., 2017/7383 K. sayılı kararında, resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından şüpheliler hakkında düzenlenen iddianamenin, şüphelilerden ikisinin (…. ve …) ifadeleri alınmadığı gerekçesiyle iadesi ve bu iadeye yapılan itirazın reddi konusu ele alınmıştır. Yargıtay, bu durumda iddianamenin iadesinin yerinde olmadığına karar vermiştir. Gerekçeleri şöyledir: 1. **İfade Alınmamasının İade Sebebi Olmaması:** 5271 sayılı CMK'nın 170/3. maddesinde iddianamede gösterilecek hususlar, 174/1. maddesinde ise iddianamenin iade sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır. Şüphelilerin savunmalarının (ifadelerinin) alınmamış olması, bu sayılan iade sebepleri arasında yer almamaktadır. 2. **Delillerin Yeterliliği ve Savcının Takdiri:** CMK m. 170/2'ye göre, soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. Kamu davasının açılması gerekip gerekmediği yönünde delilleri takdir yetkisi Cumhuriyet savcılığına aittir ve bu takdirin kullanılması iade sebebi olamaz. Mevcut delillerin mahkemece değerlendirilmesi gerekir. 3. **Şüphelilerin Bulunamaması:** Somut olayda, ifadeleri alınamayan şüpheliler …. ve …'ın bulunamaması üzerine haklarında yakalama emri çıkarıldığı ve iddianame düzenlenene kadar geçen sürede yakalanamadıkları anlaşılmaktadır. Bu durum, ifadenin alınmasının fiilen mümkün olmadığını göstermektedir. 4. **Yargılama Aşamasında Giderilebilirlik:** Mahkeme, iddianameyi kabul ettikten sonra, yargılama aşamasında yakalanan veya tespit edilen şüphelilerin ifadelerini alabilir. Bu eksikliğin yargılama aşamasında giderilmesi mümkündür. Bu durumun CMK m. 174/1-b (suçun sübutuna etki edecek mutlak delil toplanmaması) ile ilişkisi şöyledir: Şüphelinin ifadesi, elbette önemli bir delildir. Ancak, her durumda 'suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan' bir delil olarak kabul edilmeyebilir. Özellikle şüphelinin kaçak olması, bulunamaması ve hakkında yakalama emri olması gibi durumlarda, diğer deliller (örneğin mağdur beyanı, belge, tanık vb.) yeterli şüphe oluşturuyorsa, sırf şüphelinin ifadesi alınamadı diye iddianamenin iadesi cihetine gidilmemelidir. Yargıtay, mevcut delillerin kamu davası açılması için yeterli olduğu ve şüpheli ifadelerinin alınmamasının (özellikle bulunamadıkları için) iade sebebi olmadığı sonucuna varmıştır.