CMK m. 174/1-a uyarınca, CMK m. 170'e aykırı düzenlenen iddianameler iade edilir. CMK m. 170/3-a şüphelinin kimliğinin, m. 170/3-h ise yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddelerinin iddianamede gösterilmesini zorunlu kılar. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2017/2035 E. sayılı kararında, şüphelinin Yargıtay üyesi olduğu dönemdeki eylemlerine ilişkin iddianamenin Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulması, görevli mahkeme açısından CMK m. 170/3'e aykırılık oluşturmuş mudur? Bu durum 'suçun hukuki nitelendirilmesi' (CMK m. 174/2) kapsamında mıdır, yoksa 'görevli mahkemeye hitaben düzenlenmeme' (CMK m. 170/3 ve m. 174/1-a) sorunumudur?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2017/2035 E., 2017/5408 K. sayılı kanun yararına bozma incelemesine konu olayda, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli olan ve eylemlerinin bir kısmını Yargıtay üyesi olduğu dönemi de kapsayacak şekilde gerçekleştirdiği iddia edilen kişi hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'ne hitaben iddianame düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesi, şüphelinin eylemlerinin niteliğine göre Yargıtay ilgili Ceza Dairesi'nde veya Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi'nde yargılanması gerektiğini belirterek, iddianamenin görevli ve yetkili mahkemeye ikame edilmemesi nedeniyle CMK m. 170/3 ve m. 174/1-a gereğince iadesine karar vermiştir. İtiraz mercii de bu iadeyi onamıştır. Kanun yararına bozma isteminde, şüphelinin suç tarihinde (temadinin kesildiği tarih) yüksek yargı mensubu olmaması nedeniyle 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 46. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı, bu nedenle merciin itirazı kabul etmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Yargıtay 16. Ceza Dairesi ise bu istemi reddetmiştir. Gerekçesinde, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 46. maddesindeki (680 ve 690 sayılı KHK'larla değişik) özel soruşturma ve kovuşturma usullerine atıf yaparak, Yargıtay üyelerinin kişisel suçları (ağır cezalık suçüstü hali dahil) yönünden soruşturmanın yerel başsavcılıkça yapılıp fezlekeyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesi gerektiğini, iddianame düzenleme yetkisinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na, yargılama görevinin de Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olduğunu belirtmiştir. Bu durumda, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'ne hitaben düzenlenen iddianame, CMK m. 170/3 uyarınca 'görevli mahkemeye' hitaben düzenlenmemiş olmaktadır. Bu durum, CMK m. 174/2'deki 'suçun hukuki nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez' kuralı kapsamında değildir. Zira burada sorun, savcının eyleme verdiği maddi ceza hukuku anlamındaki vasıflandırma (örneğin, terör örgütü üyeliği) değil, bu suçlamaya bakmakla görevli yargı merciinin yanlış belirlenmesidir. CMK m. 170/3, iddianamenin 'görevli ve yetkili mahkemeye' hitaben düzenlenmesini emreder. Eğer iddianame, kanunen açıkça görevsiz bir mahkemeye sunulmuşsa, bu durum CMK m. 170/3'e aykırılık teşkil eder ve CMK m. 174/1-a uyarınca iade sebebidir. Nitekim Yargıtay 16. Ceza Dairesi, bu gerekçeyle (iddianame düzenleme yetkisinin yerel başsavcılığa değil Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na, yargılama görevinin de Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olması nedeniyle) yerel mahkemenin iade kararını ve itiraz merciinin ret kararını hukuka uygun bularak kanun yararına bozma istemini reddetmiştir. Bu, görev konusunda açık bir hukuki yanılgı ve CMK m. 170/3'e aykırılık durumudur.