HMK m. 114/1-c 'Mahkemenin görevli olması' ve HMK m. 114/1-b 'Yargı yolunun caiz olması' dava şartlarıdır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/17589 E. sayılı kararında, kasko poliçesinden kaynaklanan bir tazminat isteminde, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri dikkate alınarak görevli mahkeme nasıl belirlenmiş ve Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (veya genel mahkemenin) karar vermesi nasıl değerlendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #47112

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/17589 E., 2017/8887 K. sayılı kararında, davacının kasko poliçesinden kaynaklanan bir tazminat istemi söz konusudur. Mahkeme, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) kapsamını ve tüketici işlemi tanımını incelemiştir. TKHK m. 3/L'ye göre tüketici işlemi, 'Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.' Davacı (tüketici) ile davalı sigorta şirketi (ticari/mesleki amaçla hareket eden) arasındaki kasko sözleşmesi bu tanım kapsamında bir 'tüketici işlemi' olarak kabul edilmiştir. TKHK m. 73 uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemesi görevlidir. Yargıtay, taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı Kanun kapsamında kalan bir tüketici işleminden kaynaklandığını, bu nedenle davacının sözleşme ilişkisine dayalı olarak açtığı tazminat davasında Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğunu belirtmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan ve yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerektiğinden, (muhtemelen Asliye Ticaret Mahkemesi veya Asliye Hukuk Mahkemesi olan) ilk derece mahkemesinin HMK m. 114 (görev ve yargı yolu) ve m. 115 uyarınca görevsizlik kararı (daha doğru bir ifadeyle yargı yolu farklılığı nedeniyle veya özel mahkeme görevi nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden ret ve görevli mahkemeye gönderme) vermesi gerekirken, işin esasına girerek yazılı şekilde hüküm tesis etmesini doğru bulmamış ve kararı bozmuştur. Bu durum, yargı yolunun caiz olmaması (eğer Tüketici Mahkemesi ayrı bir yargı yolu olarak kabul edilirse) veya daha spesifik olarak mahkemenin görevli olmaması (HMK m. 114/1-c) dava şartlarının ihlali anlamına gelir.