HMK m. 114/1-i 'Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması' bir dava şartıdır. HMK Madde 114 gerekçesinde, kesin hüküm itirazının 'maddi anlamda kesin hükmün menfi etkisiyle' ilişkili olduğu belirtilmiştir. Maddi anlamda kesin hükmün menfi ve müspet etkileri nelerdir ve hangisi dava şartı niteliğindedir?
HMK Madde 114 gerekçesinde, HMK m. 114/1-i'de düzenlenen 'aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması' dava şartının, 'maddi anlamda kesin hükmün menfi etkisiyle' ilişkili bir itiraz olduğu belirtilmiştir. Maddi anlamda kesin hükmün (HMK m. 303) iki temel etkisi vardır: 1. **Menfi (Olumsuz) Etki:** Bir uyuşmazlık hakkında verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararından sonra, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine (vakıalara) dayanarak, aynı konuda (talep sonucu) yeniden dava açılamamasını ifade eder. Eğer böyle bir dava açılırsa, mahkeme bu davayı 'kesin hüküm nedeniyle' (yani olumsuz dava şartı olan 'kesin hükme bağlanmamış olma' şartı gerçekleşmediği için) usulden reddeder. Gerekçede belirtildiği gibi, 'karara konu kılınan uyuşmazlığın yeni bir davanın konusunu oluşturamaması; oluşturmuşsa böyle bir davanın dinlenmeyip usulden reddedilmesidir.' İşte HMK m. 114/1-i'deki dava şartı, maddi anlamda kesin hükmün bu menfi etkisiyle ilgilidir. 2. **Müspet (Olumlu) Etki:** Kesinleşmiş bir mahkeme kararındaki tespitlerin veya hüküm fıkrasının, daha sonra açılacak farklı bir davada, o davayla ilgili olduğu ölçüde, taraflar ve mahkeme için bağlayıcı olması, delil teşkil etmesi veya karara esas alınması anlamına gelir. Yani, bir uyuşmazlık kesin hükümle çözümlendiğinde, o karardaki sonuçlar (örneğin bir borcun varlığı, bir sözleşmenin geçersizliği gibi tespitler) sonraki bir davada tartışma konusu yapılamaz ve mahkeme bu kesinleşmiş tespitle bağlıdır. Gerekçede, 'kesin hükümle mahkemenin ve davanın taraflarının bağlı olması, özellikle lehine karar verilen kişinin hakkının inkâr edilememesi biçiminde tanımlanan müspet etkisi itibarıyla, dava şartı niteliği vurgulanmış olmaktadır.' denilerek, aslında menfi etkinin dava şartı olduğu, ancak bu menfi etkinin temelinde yatan kesin hükmün müspet etkisinin de (yani kararın bağlayıcılığının) bu dava şartının önemini vurguladığı ifade edilmek istenmiştir. Özetle, HMK m. 114/1-i'deki dava şartı doğrudan maddi anlamda kesin hükmün 'menfi etkisi' ile ilgilidir; yani aynı davanın tekrar açılmasını engeller. Müspet etki ise, kesinleşmiş bir kararın sonraki farklı davalardaki bağlayıcılığıyla ilgilidir ve doğrudan bu madde kapsamında bir dava şartı olmasa da, kesin hüküm kavramının ayrılmaz bir parçasıdır.