HMK m. 114/1-c 'Mahkemenin görevli olması' ve m. 114/1-b 'Yargı yolunun caiz olması' dava şartlarıdır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2015/12415 E. sayılı kararında, 5510 sayılı Kanun kapsamındaki bir idari para cezasının iptali istemli davada hangi yargı yolunun görevli olduğu belirtilmiş ve mahkemenin bu durumu gözetmeden karar vermesi nasıl sonuçlanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #47095

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2015/12415 E., 2017/8173 K. sayılı kararında, davacı hakkında düzenlenen idari para cezasının ve buna dayanak olan Kurum işleminin iptali istemine ilişkin bir dava söz konusudur. Davanın yasal dayanağı olan 5510 Sayılı Kanun’un 102. maddesinde, 'İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder... Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler.' hükmü yer almaktadır. Yargıtay, bu yasal çerçeve gereğince, idari para cezasının iptali için idare mahkemesine başvurulması gerektiğini, bu konuda iş mahkemesinin (veya genel adli yargının) görevli olmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla, uyuşmazlığın çözümünde yargı yolu idari yargıdır. HMK m. 114/1-b uyarınca 'yargı yolunun caiz olması' bir dava şartıdır. Kararda, iş mahkemesinin, yargı yolunun caiz olmaması (yani davanın idari yargıda görülmesi gerekmesi) sebebiyle HMK m. 114/1-b gereğince davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken, işin esasına girerek yazılı şekilde (davanın reddine) karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ve hükmün bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Yani, yanlış yargı yolunda açılan dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilmelidir.