HMK m. 114/1-d uyarınca 'taraf ve dava ehliyeti' dava şartıdır. Hukuk Genel Kurulu 2018/154 E. sayılı kararında, dava açıldıktan sonra davanın tarafı olan gerçek kişinin ölmesi halinde mahkemenin nasıl bir usul izlemesi gerektiği açıklanmıştır. Bu usulün izlenmemesinin sonucu ne olur?
Hukuk Genel Kurulu 2018/154 E., 2021/844 K. sayılı kararında, taraf ve dava ehliyetinin HMK m. 114/1-d uyarınca dava şartı olduğu ve davanın başlangıcından sonuna kadar bulunması gerektiği belirtilmiştir. Gerçek kişinin ölümü ile taraf ehliyeti sona erer (TMK m. 28). Karara göre, dava açıldıktan sonra davanın tarafı olan gerçek kişinin ölmesi halinde izlenmesi gereken usul şudur: 1. **Yargılamaya Devam Edilemez:** Davaya ölen kişiye veya (varsa) vekiline karşı devam edilemez. Çünkü ölen kişinin temsil yetkisi de ölümle son bulur. 2. **Veraset İlamı Temini:** Öncelikle ölen kişinin veraset ilamının (mirasçılık belgesinin) temin edilmesi gerekir. 3. **Mirasçıların Tespiti ve Davaya Dahil Edilmesi:** Veraset ilamıyla tespit edilecek tüm mirasçıların (mirasçılar davayı birlikte takip etmek zorunda olduklarından, zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olabilir) davaya dâhil ettirilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması zorunludur. 4. **Yargılamanın Sürdürülmesi:** Taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilebilir. Bu usulün izlenmemesinin sonucu, verilen kararın usul yönünden bozulmasıdır. Çünkü taraf ehliyeti ve dolayısıyla usulüne uygun taraf teşkili kamu düzenine ilişkin bir dava şartıdır. Mahkemeler ve temyiz halinde Yargıtay tarafından bu husus kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Eksik taraf teşkiliyle veya ölmüş kişiye karşı/adına yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması, kararın esasına girilmeksizin bozulmasına neden olur.