Yargıtay 17. Ceza Dairesi 2016/2611 E. sayılı kararında, karşılıksız yararlanma (kaçak elektrik) suçunda, soruşturma aşamasında şüpheliye TCK m. 168/5 kapsamında 'zararı gidermesi halinde dava açılmayacağı' ihtarının usulünce yapılmamasının ve bu eksikliğin kovuşturmada da giderilmemesinin sonucu ne olmuştur? Bu durum CMK m. 174 ve m. 223/8 ile nasıl ilişkilendirilebilir?
Yargıtay 17. Ceza Dairesi 2016/2611 E., 2017/9391 K. sayılı kararında, karşılıksız yararlanma suçlarında TCK m. 168/5 uyarınca, şüpheliye belirlenen vergili ve cezasız zarar miktarını kamu davası açılmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde hakkında dava açılmayacağının usulünce bildirilmesi ve makul bir süre tanınması gerektiği belirtilmiştir. Bu bildirim ve zararın giderilmesi imkanı, bir nevi 'dava şartı' veya 'kovuşturma şartı' niteliğindedir. Kararda, soruşturma aşamasında bu ihtarın usulünce yapılmaması ve bu eksikliğin kovuşturma aşamasında da tam olarak giderilmemesi, hükmün bozulma nedeni olarak kabul edilmiştir. Bu durum CMK m. 174 ve m. 223/8 ile şu şekilde ilişkilendirilebilir: * **CMK m. 174:** Eğer TCK m. 168/5'teki zararın giderilmesi imkanı bir 'önödeme benzeri' veya 'özel bir uzlaşma benzeri' bir durum olarak kabul edilirse, bu usul uygulanmadan düzenlenen iddianamenin CMK m. 174/1-c kapsamında iadesi gündeme gelebilir. Yargıtay kararında bu ihtarın bir 'dava şartı' olduğu ve CMK m. 174 ve m. 223/8 gereğince işlem ifasına yol açabileceği belirtilmiştir. Yani, bu şart yerine getirilmeden açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle sorunlu hale gelir. * **CMK m. 223/8:** Bu madde, 'Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmemiş olması hâlinde, davanın düşmesine karar verilir.' hükmünü içerir. TCK m. 168/5'teki zararın giderilmesiyle kamu davasının açılmaması veya açılmışsa düşmesi, bir nevi özel bir düşme veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi sonucunu doğuran bir şarttır. Eğer bu şartın yerine getirilmesi için sanığa usulünce imkan tanınmamışsa, kovuşturma şartı gerçekleşmemiş sayılabilir ve bu durum davanın düşmesini gerektirebilir. Yargıtay, bu eksikliğin giderilmeden hüküm kurulmasını bozma sebebi sayarak, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için gerekli usuli işlemlerin tamamlanmasının önemini vurgulamıştır.