Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/8924 E. sayılı onama kararının (HMK 114) dayandığı yerel mahkeme gerekçesinde, davacının aynı taleple daha önce açtığı davanın reddedildiği ve bu nedenle eldeki davayı açmakta HMK m. 114/1-h uyarınca hukuki yararı bulunmadığı belirtilmiştir. Bu durum, 'kesin hüküm' (HMK m. 114/1-i) ile 'hukuki yarar' (HMK m. 114/1-h) dava şartları arasındaki potansiyel bir kesişim noktasına işaret eder mi? Açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #47085

Evet, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/8924 E., 2018/9036 K. sayılı kararında onanan yerel mahkeme gerekçesi, 'kesin hüküm' ve 'hukuki yarar' dava şartları arasında önemli bir kesişim noktasına işaret etmektedir. Şöyle ki: HMK m. 114/1-i uyarınca, aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması bir dava şartıdır. Eğer bir dava daha önce esastan karara bağlanıp kesinleşmişse, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak, aynı konuda yeni bir dava açılamaz. Bu, 'kesin hükmün olumsuz etkisi' olarak bilinir ve yeni davanın bu olumsuz dava şartı nedeniyle usulden reddini gerektirir. Diğer yandan, HMK m. 114/1-h uyarınca davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması da bir dava şartıdır. Hukuki yarar, davacının hakkına kavuşmak için mahkeme kararına muhtaç olması ve bu yolla elde edeceği menfaatin hukuk tarafından korunmaya değer olmasıdır. Somut olayda yerel mahkeme, davacının aynı taleple daha önce açtığı davanın reddedilmiş olmasını, yeni davada hukuki yararının bulunmadığı şeklinde yorumlamıştır. Eğer ilk dava esastan reddedilmiş ve bu karar kesinleşmişse, bu durum zaten 'kesin hüküm' teşkil eder. Kesin hükümle çözümlenmiş bir konuda tekrar dava açmakta, davacının hukuken korunmaya değer bir menfaati, yani hukuki yararı kalmamıştır. Zira uyuşmazlık zaten bir mahkeme kararıyla (aleyhe de olsa) çözümlenmiştir. Dolayısıyla, kesin hükmün varlığı, aynı zamanda o konuda yeniden dava açmakta hukuki yararın da bulunmadığı anlamına gelir. HMK Madde 114 gerekçesinde de belirtildiği gibi, derdestlik ve kesin hüküm itirazlarının temelinde, davacının aynı davayı tekrar açıp görülmesinin sağlanmasında hiçbir hukuki yararının bulunmadığı düşüncesi yatmaktadır. Bu nedenle, yerel mahkemenin kesin hüküm yerine hukuki yarar yokluğuna dayanması, bu iki kavramın birbiriyle ne kadar yakından ilişkili olduğunu ve kesin hükmün varlığının aynı zamanda hukuki yararı da ortadan kaldırdığını göstermektedir. Pratikte mahkemeler genellikle daha spesifik olan 'kesin hüküm' gerekçesine dayanır, ancak temelinde yatan mantık hukuki yarar yokluğuyla da örtüşür.