AİHM Yasak/Türkiye kararında, Sözleşme'nin 3. maddesi açısından tutukluluk koşullarının değerlendirilmesinde 'önleyici' ve 'telafi edici' hukuk yolları ayrımı yapılmıştır. Bu ayrımın önemi nedir ve Mahkeme, Türk hukuk sisteminde bu yolların varlığı ve etkinliği konusunda nasıl bir sonuca ulaşmıştır (İlerde ve diğerleri/Türkiye kararına da atıfla)?
AİHM Yasak/Türkiye kararında (ve atıf yapılan Ulemek/Hırvatistan, J.M.B. ve diğerleri/Fransa kararlarında) belirtildiği üzere, Sözleşme'nin 3. maddesiyle güvence altına alınan tutukluların haklarını koruyan etkili bir iç hukuk yolu sistemi, hem 'önleyici' hem de 'telafi edici' hukuk yollarının tamamlayıcı bir şekilde bir arada var olmasını gerektirir. * **Önleyici hukuk yolu:** İddia edilen ihlalin devamını önleyecek veya tutukluluk koşullarının iyileştirilmesine olanak tanıyacak nitelikte olmalıdır (örneğin, infaz hakimliğine başvuru, daha iyi koşullara sahip bir yere nakil talebi). * **Telafi edici hukuk yolu:** Şikayet konusu durum sona erdiğinde (örneğin, kötü koşullarda tutulduktan sonra tahliye olan veya daha iyi koşullara nakledilen kişi için) kişinin uğradığı zararın tazmin edilmesini sağlamalıdır (örneğin, tazminat davası). Bu ayrımın önemi, sadece tazminat imkanının (telafi edici yol) tek başına yeterli olmamasıdır. Eğer etkili bir önleyici yol yoksa, devletler Sözleşme'ye aykırı koşulları düzeltmek yerine sadece tazminat ödeyerek sorumluluktan kurtulabilirler, bu da 3. maddenin amacını zayıflatır. AİHM, İlerde ve diğerleri/Türkiye kararında (Yasak kararında da bu analize atıf yapılır), Türk hukukunda Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hariç olmak üzere, tutukluluk koşullarından şikayet edebilmeyi sağlayacak, genel ve sistematik olarak etkili bir önleyici ve/veya telafi edici hukuk yolunun yeterli kesinlikte bulunmadığı sonucuna varmıştır. İnfaz hakimliğine yapılan başvuruların ve idare mahkemelerinde açılan tam yargı davalarının, özellikle sistematik aşırı kalabalık gibi sorunlar karşısında her zaman etkili sonuçlar vermediği değerlendirilmiştir. Başvuran Yasak'ın Çorum Ceza İnfaz Kurumu'ndaki koşullara ilişkin İdare ve Gözlem Kurulu'na, infaz hakimliğine ve ağır ceza mahkemesine yaptığı başvuruların da koşullarda bir iyileşme sağlamadığı görülmüştür. Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvuru ise (Mehmet Hanifi Baki kararına atıfla) açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.