HMK Madde 114 gerekçesinde, (ı) bendinde düzenlenen derdestlik ve (i) bendinde düzenlenen kesin hüküm itirazlarının 'ilk itiraz' olmaktan çıkarılıp 'dava şartına ilişkin usulî bir itiraza' dönüştürülmesinin ardındaki temel mantık nedir? Bu değişikliğin yargılama usulüne etkisi ne olmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #47068

HMK Madde 114 gerekçesine göre, derdestlik (HMK m. 114/1-ı) ve kesin hüküm (HMK m. 114/1-i) itirazlarının ilk itiraz olmaktan çıkarılıp dava şartına ilişkin usulî bir itiraza dönüştürülmesinin temelinde, bu durumların özünde 'hukuki yarar' yokluğuyla ilgili olduğu düşüncesi yatmaktadır. Gerekçede belirtildiği üzere, açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısının, aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı kalmamıştır. Benzer şekilde, kesin hükme bağlanmış bir uyuşmazlığın tekrar dava konusu yapılmasında da hukuki yarar yoktur. Hukuki yarar ise HMK m. 114/1-h uyarınca bir dava şartıdır. Doktrin ve yargı uygulamasında bu düzenlemeden önce dahi hukuki yararın dava şartı olduğu konusunda görüş birliği mevcuttu. Derdestlik ve kesin hüküm itirazları da hukuki yarar eksikliğinin somut ve özel planda bir düzenleniş biçimi olduğundan, bunların da temelinde yatan bu düşünceye uygun bir işlev görmesi için ilk itiraz olmaktan çıkarılıp dava şartına dönüştürülmesinde zorunluluk görülmüştür. Bu değişikliğin yargılama usulüne etkisi, bu hususların artık sadece davanın başında ve davalı tarafından ileri sürülebilen 'ilk itirazlar' (1086 sayılı HUMK m. 187) olmaktan çıkıp, davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebilen ve mahkemece de re'sen (kendiliğinden) dikkate alınması gereken 'dava şartları' haline gelmesidir. Bu durum, aynı davanın mükerrer görülmesini veya çelişkili kararlar çıkmasını daha etkin bir şekilde engellemeyi amaçlar.