CMK Madde 174/1-c, önödeme veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde bu usuller uygulanmaksızın düzenlenen iddianamenin iadesini öngörmektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/20613 E. sayılı kararında, suça sürüklenen çocuğun hakaret suçundan dolayı düzenlenen iddianamenin uzlaştırma işlemleri yapılmadığı için iadesi kararı onanmıştır. Bu durum, uzlaştırmanın ceza muhakemesindeki yeri ve önemi hakkında ne ifade etmektedir?
CMK m. 174/1-c hükmü ve Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/20613 E., 2020/11740 K. sayılı kararı, uzlaştırmanın ceza muhakemesinde önemli bir alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olduğunu ve uygulanması gereken durumlarda bu usule başvurulmamasının iddianamenin iadesi gibi ciddi bir sonuca yol açtığını göstermektedir. Uzlaştırma, mağdurun tatminini ve failin topluma yeniden kazandırılmasını amaçlayan, yargının iş yükünü azaltan ve onarıcı adalet anlayışına hizmet eden bir kurumdur. Kanun koyucu, belirli suçlar için uzlaştırmayı zorunlu bir süreç olarak öngörmüş ve bu sürecin işletilmesini bir nevi dava şartı haline getirmiştir. Yargıtay kararında, SSÇ'nin üzerine atılı hakaret suçunun uzlaştırmaya tabi olmasına rağmen bu işlemlerin yapılmaması nedeniyle iddianamenin iadesinin onanması, uzlaştırma kurumunun ihdas amacına hizmet etmesi ve taraflara bu kurumun anlam ve öneminin anlatılması gerekliliğini vurgular. Mağdur ile failin uzlaşması durumunda kamu davası açılmayacağı (CMK m. 253/19) dikkate alındığında, bu usulün atlanması, gereksiz bir kovuşturmaya yol açabilecektir. İddianamenin iadesi, bu tür gereksiz yargılamaların önüne geçerek hem sistemi korumakta hem de tarafların uzlaşma hakkını güvence altına almaktadır.