Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/2899 E. sayılı kararında 'milletlerarası derdestlik' konusu tartışılmıştır. Karara göre, yabancı bir ülkede açılmış ve görülmekte olan bir davanın, Türkiye'de açılan aynı dava bakımından derdestlik teşkil etmemesinin temel gerekçeleri nelerdir? Bu durum, Türk mahkemelerinin yargı yetkisi ve adil yargılanma hakkı ile nasıl ilişkilendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #47059

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/2899 E., 2021/2319 K. sayılı kararında, 5718 sayılı MÖHUK'ta (Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun) milletlerarası derdestlik konusunda açık bir düzenleme bulunmadığı vurgulanmıştır. Karara göre, yabancı bir ülkede açılan ve görülmekte olan bir davanın Türkiye'de açılan aynı dava bakımından derdestlik teşkil etmemesinin temel gerekçeleri şunlardır: 1. **Yargı Yetkisi ve Egemenlik Hakkı:** Açık bir yasal düzenleme olmaksızın yabancı bir davayı derdestlik sebebi saymak, Türk mahkemelerinin yargı yetkisinin ve dolayısıyla devletin egemenlik hakkının kısıtlanması anlamına gelir. 2. **Tanıma ve Tenfiz Belirsizliği:** Yabancı bir ülkede açılmış ve görülmekte olan bir dava sonucunda verilecek kararın Türkiye'de tanınıp tenfiz edileceği belli değildir. Bu belirsizlik varken milletlerarası derdestliği kabul etmek, yargılamanın gecikmesine ve davacının adil yargılanma hakkının zedelenmesine neden olabilir. 3. **Kesinleşmiş Kararın Etkisi:** Yabancı bir mahkemede verilip kesinleşen bir karar bile, Türkiye'de ancak tanınıp tenfiz edildiğinde hukuki sonuç doğurur. Henüz görülmekte olan bir davanın derdestlik teşkil etmesi bu prensiple çelişir. Bu gerekçelerle Yargıtay, yabancı bir ülkede görülmekte olan davanın iç hukukumuz bakımından derdestlik oluşturmayacağına ve davanın esasına girilerek karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu durum, Türk mahkemelerinin kendi yargı yetkilerini kullanmalarını ve davacıların makul sürede yargılanma haklarını korumayı amaçlamaktadır.