CMK Madde 174/1-b'de belirtilen 'Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen' iddianamenin iadesi hali, Yargıtay kararlarında nasıl yorumlanmaktadır? Özellikle şüphelinin ifadesinin alınmaması bu kapsama her zaman girer mi? Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/11763 E. sayılı kararını bu açıdan değerlendiriniz.
CMK Madde 174/1-b, suçun sübutuna, yani ispatına doğrudan etki edecek ve toplanması mümkün olan bir delilin toplanmaması durumunda iddianamenin iadesini öngörür. Bu, mahkemenin soruşturma yapmasını engellemek ve davaların tek celsede bitirilmesi idealine hizmet etmek amacını taşır. Şüphelinin ifadesinin alınmaması, Yargıtay kararlarında bu madde kapsamında farklı değerlendirilebilmektedir. Eğer şüphelinin ifadesi, suçun unsurlarının veya niteliğinin belirlenmesi, lehe delillerin toplanması gibi açılardan suçun sübutuna doğrudan etki edecek nitelikteyse ve alınması mümkünken alınmamışsa iade sebebi olabilir. Ancak, Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/11763 E. sayılı kararında, suça sürüklenen çocuğun adres bilgilerinin dosyada yer almaması nedeniyle verilen iade kararının yerinde olmadığını, ancak müdafi huzurunda ifadesi alınmadan iddianame düzenlenmesinin 'suçun sübutuna doğrudan etki edecek bir delilin toplanmadığı' anlamına geldiğini belirterek itirazın reddini onamıştır. Bu karar, özellikle SSÇ gibi özel durumu olanlar açısından ifadenin önemini vurgulamaktadır. Ancak her durumda şüphelinin ifadesinin alınmaması otomatik bir iade sebebi olmayabilir; dosyadaki diğer delillerin yeterliliği ve ifadenin suçun sübutuna 'doğrudan etki' edip etmeyeceği değerlendirilmelidir. Örneğin, şüphelinin kaçak olması ve tüm aramalara rağmen bulunamaması durumunda, ifadesi alınmadan dava açılması mümkündür.