HMK Madde 114 gerekçesinde belirtildiği üzere, 'dava takip yetkisi' kavramı hukukumuza ilk defa yasal bir dayanakla girmiştir. Bu kavramın şeklî taraf kuramıyla ilişkisi ve maddi hukuktaki tasarruf yetkisiyle bağlantısı nedir? Yargıtay kararlarında bu yetkinin yokluğu nasıl sonuçlanmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #47047

HMK Madde 114 gerekçesine göre, dava takip yetkisi, davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve kendi adına esas hakkında hüküm alabilme yetkisidir. Bu kurum, şeklî taraf kuramının (davanın taraflarının, maddi hukuktaki hakkın sahibi veya borçlusu olmasa bile, davada taraf olarak yer alabilmesi) kabulünün bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve bu kuramı tamamlamak amacıyla geliştirilmiştir. Dava takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisinin usul hukukundaki karşılığını oluşturur. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2020/1812 E., 2021/3073 K. sayılı kararında, Hazine'nin ilk kayıt malikinin mirasçısı olmaması nedeniyle dava takip yetkisinin bulunmadığına ve davanın bu nedenle usulden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, dava takip yetkisinin eksikliğinin davanın usulden reddi sonucunu doğurduğunu göstermektedir (HMK m. 114/1-e, HMK m. 115/2).