HMK Madde 114 gerekçesinde, HMK m. 114/1-h bendinde düzenlenen 'davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması' dava şartı, 1086 sayılı Kanun dönemindeki durumla karşılaştırıldığında nasıl bir değişiklik veya vurgu ifade etmektedir?
HMK Madde 114 gerekçesinde, HMK m. 114/1-h ile 'davacının dava açmakta hukukî yararının bulunmasının bir dava şartı olduğu hususu açıkça vurgulanmıştır.' denilmektedir. Bu ifade, hukuki yararın 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) döneminde de doktrin ve yargı uygulaması tarafından bir dava şartı olarak kabul edildiğini, ancak yeni HMK ile bu durumun kanun metnine 'açıkça' dercedilerek yasal bir zemine kavuşturulduğunu ve öneminin pekiştirildiğini gösterir. 1086 sayılı HUMK'da hukuki yarar, dava şartları arasında açıkça sayılmamakla birlikte, yerleşik içtihatlar ve öğreti görüşleriyle bir dava şartı olarak kabul ediliyordu. HMK m. 114/1-h ise bu yerleşik uygulamayı yasal bir hüküm haline getirmiştir. Değişiklik veya vurgu şu noktalardadır: 1. **Yasal Zemine Kavuşma:** Hukuki yararın bir dava şartı olduğu, artık tartışmaya yer bırakmayacak şekilde kanun metninde açıkça düzenlenmiştir. 2. **Öneminin Vurgulanması:** Kanun koyucunun bu şartı açıkça zikretmesi, hukuki yararın medeni usul hukukundaki merkezi rolünü ve mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi, hakkına kavuşmak için gerçekten mahkeme kararına muhtaç olanların dava açması prensibini daha güçlü bir şekilde vurgulamaktadır. 3. **Grup Davası Bağlamında Genişleme:** Gerekçede belirtildiği gibi, hukuki yarar kavramına grup davası bağlamında 'kolektif hukuki himaye ihtiyacı' şeklinde yeni bir açılım getirilerek, kavramın kapsamı modern ihtiyaçlara cevap verecek şekilde genişletilmiştir. Dolayısıyla, HMK m. 114/1-h, esasen mevcut bir prensibi yasalaştırmış ve önemini pekiştirerek daha görünür kılmıştır. (HMK m. 114/1-h; HMK Madde 114 Gerekçesi; Yargıtay 10. HD, 2019/5518 E., 2021/9944 K. (eski içtihatlara atıf yapar))