Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2016/2946 E., 2017/1643 K. sayılı kararında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda TCK m. 191/2 uyarınca verilen 'kamu davasının açılmasının ertelenmesi' kararının ve denetimli serbestlik müdürlüğünün çağrı yazılarının tebligatında yaşanan usulsüzlük, CMK m. 174 açısından nasıl bir sonuç doğurmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #47039

Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli hakkında TCK m. 191/2 uyarınca 'kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına' karar verilmiştir. Ancak bu erteleme kararı ve ardından Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nce yapılan ihtarlı çağrı yazıları, şüphelinin kollukta bildirdiği son adresi yerine doğrudan MERNİS adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Şüphelinin kollukta bildirdiği adrese ise herhangi bir tebligat yapılmamıştır. Mahkeme (Çorlu 5. Asliye Ceza), bu tebligatların usulsüz olduğu, dolayısıyla kesinleşmiş bir erteleme kararından söz edilemeyeceği, erteleme kararının tebliği ve kesinleşmesinin suçun sübutuna etki edecek mutlak delil olduğu gerekçesiyle, şüpheli hakkında düzenlenen iddianameyi CMK m. 174 uyarınca (muhtemelen m. 174/1-b kapsamında değerlendirerek) iade etmiştir. İtiraz mercii de bu iadeye yapılan itirazı reddetmiştir. Yargıtay, kanun yararına bozma talebini incelemiş ve erteleme kararının şüphelinin bilinen son adresine tebliğ edilmeden MERNİS adresine yapılan tebligatın usulsüz olması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediğini, bu nedenle kesinleşmeyen bir karara dayanılarak başlatılan denetimli serbestlik işlemlerinin de hukuki değerden yoksun olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak, iade kararının ve itirazın reddi kararının yerinde olduğuna, yani usulsüz tebligat nedeniyle erteleme kararı kesinleşmediği için, bu aşamada yükümlülüklere uymama nedeniyle kamu davası açılma şartlarının oluşmadığı ve dolayısıyla iddianamenin iadesinin doğru olduğu sonucuna varmıştır. Bu durum, erteleme kararının usulüne uygun tebliği ve kesinleşmesinin, TCK m. 191 kapsamındaki sürecin işletilebilmesi için bir ön şart olduğunu ve bu usuli gerekliliğin yokluğunun dolaylı olarak iddianamenin iadesine (dava şartı benzeri bir eksiklik olarak) yol açabileceğini göstermektedir. (CMK m. 174; TCK m. 191; Tebligat Kanunu m. 21; Yargıtay 20. CD, 2016/2946 E., 2017/1643 K.)