Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2016/244 E., 2017/691 K. sayılı ön sorun kararında, kısıtlanan davacının vasisine TMK m. 462/8 uyarınca 'husumete izin' kararı alması ve kısıtlının yaptığı temyize vasinin icazet vermesi gerekliliği neden ortaya çıkmıştır? Bu durum HMK'daki hangi dava şartıyla ilgilidir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ilgili ön sorun kararında, davacının yargılama sırasında kısıtlandığı ve kendisine vasi atandığı tespit edilmiştir. Bu durumda iki önemli usuli mesele ortaya çıkmıştır: 1. **Husumete İzin Kararı (TMK m. 462/8):** Türk Medeni Kanunu'nun 462. maddesi, vasinin belirli önemli işlemleri yapabilmesi için vesayet makamının (sulh hukuk mahkemesi) iznini almasını gerektirir. Bu işlemler arasında 'dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapma' da sayılmıştır (TMK m. 462/8). Bu, vasinin kısıtlı adına dava açabilmesi veya devam eden bir davayı yürütebilmesi için vesayet makamından izin alması gerektiği anlamına gelir. Bu izin, vasinin temsil yetkisinin geçerliliği ve dolayısıyla yapılan usul işlemlerinin hukuka uygunluğu açısından önemlidir. 2. **Kısıtlının İşlemlerine Vasinin İcazeti (TMK m. 451):** Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi, vasinin açık veya örtülü izni veya sonradan onamasıyla (icazet) yükümlülük altına girebilir veya bir haktan vazgeçebilir. Kararda, temyiz dilekçesinin bizzat kısıtlı tarafından verildiği, vasinin ise temyiz etmediği görülmüştür. Bu durumda, vasinin, kısıtlının yaptığı temyiz işlemine icazet verip vermediğinin netleştirilmesi gerekmiştir. Vasinin, kanuni süre içinde hükmü ayrıca temyiz etmemesi veya temyizi kabul etmediğini açıkça bildirmemesi halinde, kısıtlının temyizine icazet vermiş sayılacağı kabul edilir. Bu durumlar, HMK m. 114/1-d'de düzenlenen **'Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması'** dava şartıyla doğrudan ilgilidir. Kısıtlı kişinin dava ehliyeti olmadığından, kanuni temsilcisi olan vasi aracılığıyla temsil edilir. Vasinin de bu temsili usulüne uygun yapabilmesi (gerekli izinleri alması, işlemlere icazet vermesi) dava şartının bir gereğidir. Bu eksiklikler giderilmeden yargılamaya devam edilmesi usule aykırıdır. (HMK m. 114/1-d; TMK m. 405, m. 451, m. 462/8; HGK, 2016/244 E., 2017/691 K.)