AİHM Yasak/Türkiye kararında, Sözleşme'nin 7. maddesi (kanunsuz ceza olmaz) incelenirken, ceza hukukunun 'öngörülebilirliği' ilkesi AİHM içtihadı ışığında nasıl tanımlanmıştır? Bir kanun hükmünün 'erişilebilir' ve 'öngörülebilir' olmasından ne anlaşılmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #47024

AİHM Yasak/Türkiye kararında ve genel AİHM içtihadında, Sözleşme'nin 7. maddesinde yer alan 'hukuk' (law/loi) kavramının hem yazılı hukuku (kanunlar) hem de içtihadı (mahkeme kararlarıyla oluşan hukuk) kapsadığı belirtilir. Bu 'hukuk'un iki temel niteliğe sahip olması gerekir: 1. **Erişilebilirlik (Accessibility):** Bireylerin, belirli bir eylemin hukuki sonuçları hakkında yeterli bilgiye ulaşabilmeleri anlamına gelir. Kanunların yayımlanmış olması, mahkeme kararlarının kamuya açık olması bu gerekliliğin bir parçasıdır. 2. **Öngörülebilirlik (Foreseeability):** Bir kanun hükmünün, bireylerin –gerekiyorsa hukuk danışmanlığı alarak– davranışlarını ona göre düzenleyebilecekleri kadar açık ve net olması anlamına gelir. Bu, mutlak bir kesinlik anlamına gelmez; zira birçok kanun doğal olarak yorumlanmaya ihtiyaç duyan genel ifadeler içerir. Önemli olan, kanunun yorumunun ve uygulamasının makul ölçüde öngörülebilir olması, yani suçun özüyle tutarlı olması ve keyfi olmamasıdır. Yargısal yorum yoluyla ceza hukukunun aşamalı olarak açıklığa kavuşturulması, sonucun makul ölçüde öngörülebilir olması koşuluyla 7. maddeye aykırı değildir. Özetle, öngörülebilirlik, ilgili kişinin, belirli bir eylemin ceza gerektiren bir suç oluşturup oluşturmadığını ve olası sonuçlarını, mevcut hukuk kuralları ve yerleşik mahkeme içtihatları ışığında makul bir kesinlikle tahmin edebilmesini ifade eder. AİHM Yasak kararında, başvuranın FETÖ/PDY üyeliği suçundan mahkumiyetinin bu öngörülebilirlik kriterini karşıladığı sonucuna varılmıştır. (AİHM Yasak/Türkiye, §§ 145-149; Del Río Prada/İspanya [BD]; Yüksel Yalçınkaya/Türkiye [BD])