CMK m. 174 gerekçesinde, 'Yeterli delil bulunmadan veya toplanmadan âdeta delilsiz davanın açılmış olması ve bunun sonucu olarak mahkemenin soruşturma yapmak zorunluluğunda kalacağının anlaşılması halinde iddianame iade edilecektir.' denilmektedir. Bu durum, ceza muhakemesinde soruşturma ve kovuşturma evreleri arasındaki ayrımı nasıl pekiştirmektedir?
Bu ifade, ceza muhakemesinin temel prensiplerinden olan soruşturma ve kovuşturma evrelerinin birbirinden ayrılığı ve her bir evrenin kendine özgü işlevleri olduğunu vurgular. Soruşturma evresinin temel amacı, Cumhuriyet savcısının şüphelinin lehine ve aleyhine olan tüm delilleri toplayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüpheye ulaşıp ulaşmadığını değerlendirmektir (CMK m. 160). Kovuşturma evresi ise, iddianamenin kabulüyle başlar ve mahkemenin toplanan delillere göre bir hükme varmasını hedefler. CMK m. 174 gerekçesindeki bu ifade, mahkemenin bir 'süper savcı' gibi hareket ederek eksik bırakılan soruşturma işlemlerini tamamlamakla yükümlü olmadığını belirtir. İddianamenin yeterli delil olmadan açılması, kovuşturma evresinin fiilen bir soruşturma evresine dönüşmesine, yargılamanın uzamasına ve adil yargılanma ilkesinin zedelenmesine yol açabilir. İddianamenin iadesi kurumu, bu ayrımı pekiştirerek, kovuşturma aşamasına ancak olgunlaşmış, delilleri büyük ölçüde toplanmış dosyaların geçmesini sağlamayı amaçlar. (CMK m. 160, CMK m. 170, CMK m. 174; CMK Madde 174 Gerekçesi)