AİHM Yasak/Türkiye kararında, başvuranın Sözleşme'nin 7. maddesi kapsamındaki şikayetleri değerlendirilirken, TCK m. 30'da düzenlenen 'hata' hükmünün FETÖ/PDY üyeliği davalarındaki potansiyel rolü Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları ışığında nasıl ele alınmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #46966

AİHM Yasak/Türkiye kararında, başvuranın eylemlerinin öngörülebilirliği tartışılırken, Türk yüksek mahkemelerinin (Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu) FETÖ/PDY üyeliği suçlamalarında TCK m. 30'da düzenlenen 'hata' (fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeme) hükmüne yaklaşımları dikkate alınmıştır. Bu içtihatlara göre: 1. FETÖ/PDY'nin başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması, toplumun geniş kesimleri tarafından böyle algılanması ve örgütün gayrimeşru amaçlarını gizlemesi nedeniyle, özellikle örgütün 'meşruiyet vitrini' olarak kullanılan alt katmanlarındaki (YCGK'nın tabiriyle birinci ve ikinci kat) kişilerin, yapının bir terör örgütü olduğunu bilmediklerini iddia etmeleri durumunda, bu iddialarının TCK m. 30 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. 2. Kişinin örgüt içindeki konumu (hiyerarşik durumu), kendisine atfedilen fiillerin niteliği gibi unsurlar dikkate alınarak bu 'hata' iddiası incelenmelidir. Eğer hata, kastın varlığına engel olacak düzeydeyse sanığa ceza verilmemesi gerekir. 3. Ancak, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, amaçlarını bildiği ve bu amaçlar doğrultusunda sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyetler yürüttüğü (özellikle üst düzey veya gizli yapılanmada görev alanlar için) tespit edilen kişilerin 'hata' iddiasının kabul görmesi daha zordur. AİHM, Yasak davasında başvuranın örgütün gizli yapılanmasındaki yönetici konumu ve faaliyetleri nedeniyle, ulusal mahkemelerin kast unsurunun varlığını tespit ederken bu 'hata' müessesesini zımnen değerlendirip uygulamadığı, bunun yerine başvuranın örgütün amaç ve yöntemlerinden haberdar olduğu sonucuna vardığı ve bu yaklaşımın Sözleşme'nin 7. maddesine aykırı olmadığı kanaatine ulaşmıştır. (AİHM Yasak/Türkiye, §§ 85, 89, 176-177; TCK m. 30; YCGK, E. 2017/16-956, K. 2017/370)