HMK Madde 114 gerekçesinde 'Maddenin (ı) ve (i) bentlerinde sayılan hâller diğerlerinden farklı olarak olumlu değil; olumsuz dava şartı konumundadırlar' denilmektedir. Bu ifadeden yola çıkarak olumlu ve olumsuz dava şartları arasındaki temel ayrım nedir ve bu ayrımın davanın kabul edilebilirliği açısından önemi nedir?
Olumlu ve olumsuz dava şartları arasındaki temel ayrım, davanın esastan görülebilmesi için aranan koşulun 'varlığı' mı yoksa 'yokluğu' mu olduğuna dayanır. * **Olumlu Dava Şartları:** Davanın esasına girilebilmesi için 'varlığı' zorunlu olan şartlardır. Hakim, bu şartların mevcut olup olmadığını araştırır. Örnekler: Mahkemenin görevli olması (HMK m. 114/1-c), davacının hukuki yararının bulunması (HMK m. 114/1-h), gider avansının yatırılmış olması (HMK m. 114/1-g). * **Olumsuz Dava Şartları:** Davanın esasına girilebilmesi için 'yokluğu' zorunlu olan şartlardır. Hakim, bu durumların bulunmadığını tespit etmelidir. HMK m. 114'te belirtilen olumsuz dava şartları şunlardır: * Aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması (derdestlik) (HMK m. 114/1-ı). * Aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması (kesin hüküm) (HMK m. 114/1-i). Bu ayrımın davanın kabul edilebilirliği açısından önemi şudur: Eğer bir olumlu dava şartı eksikse veya bir olumsuz dava şartı mevcutsa, mahkeme davanın esasına giremez. HMK m. 115 uyarınca, eksiklik giderilebiliyorsa hakim kesin süre verir, giderilemiyorsa veya verilen sürede giderilmezse dava usulden reddedilir. Olumsuz dava şartlarının varlığı halinde ise (derdestlik veya kesin hüküm gibi), dava doğrudan usulden reddedilir. (HMK m. 114, HMK m. 115; HMK Madde 114 Gerekçesi)