AİHM Yasak/Türkiye kararında, başvuranın FETÖ/PDY üyeliğinden mahkumiyetine dayanak olarak gösterilen 'Bank Asya'ya para yatırma' ve 'sosyal sigorta primlerinin örgüte bağlı bir şirketçe ödenmesi' gibi eylemler, Sözleşme'nin 7. maddesi açısından nasıl değerlendirilmiştir? Bu tür 'görünüşte yasal' eylemlerin bir mahkumiyete esas alınması konusunda AİHM'in genel yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #46936

AİHM Yasak/Türkiye kararında, ulusal mahkemelerin başvuranın mahkumiyetine gerekçe olarak Bank Asya'ya (örgüt liderinin çağrısı üzerine) para yatırmasını ve sosyal sigorta primlerinin örgüte bağlı bir şirketçe ödenmesini de dikkate aldığı belirtilmiştir. AİHM, daha önceki Taner Kılıç (no.2) ve Yüksel Yalçınkaya kararlarını hatırlatarak, gerçekleştirildikleri sırada görünüşte yasal olan ve yasallık karinesinden yararlanan bu tür eylemlerin tek başına bir suç şüphesi veya mahkumiyet için yeterli dayanak oluşturamayacağına dair şüphelerini yinelemiştir. AİHM'e göre bunlar, bir kişiyi terör örgütü üyeliğinden mahkum etmek için dayanak oluşturamayacak 'dolaylı basit unsurlar'dır. Ancak, Yasak kararında AİHM, bu unsurların ulusal mahkemelerce başvuranın örgütün gizli yapısındaki hiyerarşik konumunu ve faaliyetlerini destekleyici/teyit edici nitelikte, yani ikincil delil olarak kullanıldığını ve yargılamanın sonucu üzerinde çok sınırlı bir etkiye sahip olduğunu gözlemlemiştir. Asıl mahkumiyet gerekçesi, başvuranın örgütün gizli yapısı içindeki yoğun, çeşitli ve sürekli faaliyetleridir. AİHM, esasen bu ana gerekçenin Sözleşme'nin 7. maddesine uygunluğunu incelemiş ve ihlal bulmamıştır. Genel yaklaşım, bu tür 'görünüşte yasal' eylemlerin, kişinin suç kastını ve örgütle organik bağını gösteren diğer somut, bireyselleştirilmiş delillerle desteklenmedikçe, tek başlarına mahkumiyete yeterli olamayacağı yönündedir. (AİHM Yasak/Türkiye, §§ 166-167; Yüksel Yalçınkaya/Türkiye [BD]; Taner Kılıç/Türkiye (no.2))