AİHM'nin Vedat Şorli/Türkiye kararında, TCK m. 299 uyarınca verilen bir hapis cezasının ve ardından hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararının, AİHS m. 10 açısından 'demokratik bir toplumda gereklilik' ve 'orantılılık' ilkeleri çerçevesinde değerlendirmesi nasıldır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #46415

AİHM, bu tür bir yaptırımın 'demokratik bir toplumda gerekli' ve 'orantılı' olmadığı sonucuna varmıştır. Gerekçeleri şunlardır: 1) Hapis Cezasının Caydırıcı Etkisi: Niteliği gereği bir hapis cezası, ertelenmiş olsa dahi, kaçınılmaz olarak bireylerin kamusal tartışmalara katılma ve siyasi eleştiri yapma isteği üzerinde caydırıcı bir etki yaratır. Bu, ifade özgürlüğünü orantısız bir şekilde kısıtlar. 2) Alternatif Yolların Varlığı: Mahkeme, ceza hukuku yoluyla bir yaptırım uygulamanın, özellikle hapis cezasının, en son çare olması gerektiğini vurgular. Hakarete karşı hukuk davası gibi daha hafif ve orantılı yolların varlığı, hapis cezasını gereksiz kılar. 3) Özel Korumanın Reddi: Devlet başkanına, genel hakaret suçlarından daha ağır bir yaptırım öngören özel bir koruma sağlanması, demokratik toplum ilkesiyle bağdaşmaz. Bu nedenlerle, verilen hapis cezası ve HAGB kararı, izlenen meşru amaçla (başkalarının şöhretini koruma) orantılı olmayan, aşırı bir müdahale olarak kabul edilmiştir. (Vedat Şorli/Türkiye Kararı, § 45, 47)