Vedat Şorli/Türkiye davasında Hükümet, başvurana verilen 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması' (HAGB) kararı nedeniyle ilgilinin 'mağdur' sıfatının bulunmadığını hangi gerekçelerle savunmuştur? AİHM bu savunmayı neden reddetmiştir?
Hükümet, HAGB kararının kesin bir mahkumiyet olmadığını, başvurana herhangi bir yükümlülük getirmediğini ve denetim süresi sonunda ortadan kalkacağını, dolayısıyla başvuranın mağdur sıfatı taşımadığını savunmuştur (ratione personae bağdaşmazlık). AİHM ise bu savunmayı reddetmiştir (§ 29). Mahkeme'ye göre, bir ceza yargılamasının kendisi ve sonuçları, özellikle ifade özgürlüğü üzerindeki 'caydırıcı etkisi' (chilling effect) nedeniyle kişiyi doğrudan etkiler. HAGB kararı, kişiyi 5 yıl boyunca başka bir suç işlememe baskısı altında bırakarak ifade özgürlüğünü kullanmaktan alıkoyabilir. Bu nedenle, HAGB kararıyla sonuçlanan bir ceza yargılamasından şikâyet eden bir kişinin 'mağdur' sıfatı vardır. Başvuranı denetim süresinin sonunu beklemeye zorlamak, başvuru hakkının etkin kullanımına orantısız bir engel teşkil eder.