AİHM'in Vedat Şorli/Türkiye kararında, hapis cezasının öngörülmesinin ifade özgürlüğü üzerindeki etkisi nasıl değerlendirilmiştir? Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin 'Medyada Siyasi Tartışma Özgürlüğü Bildirisi' bu konuda ne tür bir ilke ortaya koymaktadır?
AİHM, Vedat Şorli/Türkiye kararında (§ 45), bir hapis cezası yaptırımının (HAGB kararı verilmiş olsa dahi) niteliği gereği, kişinin kamu yararını ilgilendiren konularda görüşlerini ifade etme isteği üzerinde kaçınılmaz olarak caydırıcı bir etki yarattığını ve bu tür bir cezanın orantılı olmadığını belirtmiştir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin ilgili bildirisinde de (§ 16) bu ilke desteklenmektedir. Bildiride, hakaret veya itibar zedeleyici ifadeler nedeniyle hapis cezası verilmesinin, ancak nefret söylemi gibi başka temel özgürlükleri de önemli ölçüde ihlal eden ve cezanın kesin olarak gerekli ve orantılı olduğu istisnai haller dışında uygulanmaması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu, siyasi eleştiri özgürlüğünün korunması için ceza hukukunun, özellikle de hapis cezasının, son çare olarak ve ölçülü bir şekilde kullanılması gerektiğini gösterir.