Bir sanık, 0.48 promil alkollü olarak araç kullanırken bir kazaya sebebiyet vermiştir. Olay tarihi itibariyle, 1.00 promilin altındaki alkol seviyeleri için TCK m. 179/3'ün uygulanıp uygulanmayacağı, kişinin 'emniyetli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği'nin somut delillerle ispatına bağlıydı. YCGK'nın 2019/585 sayılı kararında, bu tür bir olayda sanığın ceza sorumluluğunun bulunmadığına karar verilmesinin ardındaki 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45702

YCGK'nın bu kararda sanığın ceza sorumluluğunun bulunmadığına karar vermesinin temelinde, suçun sübjektif ve objektif unsurlarının şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamaması ve bu durumda 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesinin devreye girmesi yatmaktadır. Bu ilkenin karardaki rolü şu şekilde ortaya çıkmıştır: 1. 'Emniyetli Sürüş Yeteneğinin Kaybedildiğine' Dair Şüphe: Sanığın alkol oranı (olay anında yaklaşık 0.63 promil) 1.00 promilin altındadır. Bu nedenle, suçun oluşması için sanığın bu alkol oranıyla 'emniyetli sürüş yeteneğini kaybettiğinin' ispatlanması gerekir. Dosyada, sanığın sürüş yeteneğini kaybettiğine dair (sendelemesi, peltek konuşması, tutarsız davranışları vb.) herhangi bir doktor raporu, kolluk gözlem tutanağı veya tanık beyanı bulunmamaktadır. Bu unsurun varlığı 'şüpheli' kalmıştır. 2. 'Kasıt' Unsuruna İlişkin Şüphe: Suçun manevi unsuru olan 'kasıt'ın da ispatlanması gerekir. Sanık, savunmasında kazanın nedeninin 'gözüne güneş ışığının gelmesi' olduğunu belirtmiştir. Savcılık, bu savunmanın aksini, yani sanığın karşı şeride 'bilerek ve isteyerek' veya 'olursa olsun diyerek' geçtiğini ispatlayamamıştır. Sanığın şerit ihlalinin dikkatsizlik (taksir) sonucu mu, yoksa kasıtlı bir eylem mi olduğu 'şüpheli' kalmıştır. 3. Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesinin Uygulanması: Ceza muhakemesinin temel ilkesi gereği, bir suçun işlendiği ve sanığın bu suçu işlediği, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı sürece, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilemez. Ortaya çıkan şüphe, sanık lehine yorumlanmak zorundadır. YCGK da bu olayda, hem sanığın emniyetli sürüş yeteneğini kaybettiği unsurunun hem de eylemi kasten gerçekleştirdiği unsurunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığı sonucuna varmıştır. Bu şüpheli durumlar karşısında, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesini uygulayarak, TCK m. 179'daki kasıtlı suçun unsurlarının oluşmadığına ve sanığın bu suçtan sorumlu tutulamayacağına karar vermiştir. Bu, ceza hukukunun en temel güvencelerinden birinin somut bir olaya uygulanışıdır.