5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesinin (e) bendinde 'soruşturma' ve (f) bendinde 'kovuşturma' evreleri tanımlanmıştır. Bir 'tutuklama' kararı bu iki evrenin hangilerinde verilebilir ve kararı vermeye yetkili adli merciler bu evrelere göre nasıl farklılaşır?
Bir tutuklama kararı, hem soruşturma evresinde hem de kovuşturma evresinde verilebilir. Ancak, kararı vermeye yetkili adli merciler, yargılamanın hangi evrede olduğuna göre farklılaşır. Bu ayrım, ceza muhakemesi sisteminin temel bir özelliğidir. 1. Soruşturma Evresinde Tutuklama: - Evrenin Tanımı: Soruşturma evresi, yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden başlayıp, iddianamenin mahkeme tarafından kabulüne kadar geçen süreyi ifade eder (CMK m. 2/e). Bu evredeki kişi 'şüpheli' olarak adlandırılır. - Yetkili Merci: Soruşturma evresinde, tutuklama kararını vermeye veya tutukluluğun devamına karar vermeye yetkili tek merci, 'Sulh Ceza Hâkimliği'dir (CMK m. 101/1). Cumhuriyet savcısı, tutuklama talebinde bulunur, ancak kararı verme yetkisi münhasıran hakime aittir. Savcının tutuklama kararı verme yetkisi yoktur. 2. Kovuşturma Evresinde Tutuklama: - Evrenin Tanımı: Kovuşturma evresi, iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen süreyi ifade eder (CMK m. 2/f). Bu evredeki kişi 'sanık' olarak adlandırılır. - Yetkili Merci: Kovuşturma evresinde tutuklama kararı, ceza davasının açıldığı ve yargılamanın yapıldığı 'mahkeme' tarafından verilir. Bu mahkeme, suçun niteliğine göre 'Asliye Ceza Mahkemesi' veya 'Ağır Ceza Mahkemesi' olabilir. Mahkeme, duruşma sırasında veya duruşmalar arasında re'sen veya Cumhuriyet savcısının talebi üzerine tutuklama kararı verebilir. Bu ayrımın temel nedeni, soruşturma evresinde henüz bir 'mahkeme'nin devrede olmaması ve bu evredeki adli denetimin, bu iş için özel olarak görevlendirilmiş olan Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından yürütülmesidir. Kovuşturma evresinde ise davanın sahibi artık mahkeme olduğu için, tutuklama dahil tüm koruma tedbirlerine ilişkin kararları da davaya bakan mahkeme verir.