Metinlerde geçen Yargıtay kararlarında, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun (TCK m. 179) oluşumu için sıkça 'failin kastının, fiilinin başkalarının hayat, sağlık ya da mal varlığı bakımından tehlikeye neden olabileceğini kapsaması gerektiği' vurgulanmaktadır. Bu ifade, suçun manevi unsuru açısından 'doğrudan kasıt' mı, yoksa 'olası kasıt' mı arandığını göstermektedir? İki kasıt türü arasındaki farkı, bu suç özelinde bir örnekle açıklayınız.
Bu ifade, suçun oluşumu için 'olası kast'ın yeterli olduğunu göstermektedir. 'Doğrudan kasıt' aranmamaktadır. İki kasıt türü arasındaki fark şudur: - Doğrudan Kasıt (TCK m. 21/1): Failin, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek hareket etmesidir. Fail, neticeyi (tehlikeyi) öngörür ve bu neticenin gerçekleşmesini 'ister'. - Olası Kasıt (TCK m. 21/2): Failin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini 'öngörmesine rağmen', fiili işlemekten geri kalmamasıdır. Fail, neticenin (tehlikenin) gerçekleşmesini kesin olarak istemese de, 'olursa olsun' diyerek, sonucu kabullenerek hareket eder. Yargıtay'ın kullandığı '...tehlikeye neden olabileceğini kapsaması gerektiği' ifadesi, failin tehlike sonucunu kesin olarak istemesinin şart olmadığını, bu tehlikenin gerçekleşebileceğini 'öngörmesinin' ve bu riski göze alarak eylemi yapmasının (yani sonucun muhtemel olduğunu bilip kabullenmesinin) yeterli olduğunu belirtir. Bu tanım, TCK m. 21/2'deki 'olası kasıt' tanımıyla birebir örtüşmektedir. Bu Suç Özelinde Örnek: - Doğrudan Kasıtlı Hal (Nadirdir): Bir sürücünün, arasının bozuk olduğu bir kişinin dükkanının önünden geçerken, sırf onu korkutmak ve işyerine zarar verme 'amacıyla' aracını kaldırıma doğru süratle sürüp, dükkanın önündeki eşyaları devirerek tehlike yaratması doğrudan kasıttır. Burada fail, tehlike neticesini bizzat 'istemektedir'. - Olası Kasıtlı Hal (Yaygındır): İki şeritli bir yolda, karşıdan araç geldiğini 'gördüğü halde', 'ben aradan sıyrılırım, yetişirim' diyerek riskli bir sollamaya çıkan sürücünün durumu olası kasıttır. Sürücünün amacı kaza yapmak veya tehlike yaratmak değildir; amacı sadece sollamayı tamamlamaktır. Ancak, bu manevranın bir kazaya ve dolayısıyla bir tehlikeye yol açabileceğini 'öngörmekte', fakat 'olursa olsun, ben bu riski alıyorum' diyerek eylemi gerçekleştirmektedir. Bu durumda, tehlike neticesini kabullendiği için 'olası kastla' hareket etmiş sayılır ve TCK m. 179'dan sorumlu tutulur. Yargıtay'ın aradığı kasıt türü de genellikle bu olası kasıttır.